HOŞGELDiNiZ..!

Bu sayfada; Seçmiş olduğum önemli konuları ve haberleri yayınlayacağım ..Faydalı olabilirsem ne mutlu bana.Sizde ilginizi çeken haberleri ve her konuda bilgi gönderebilirsiniz.Ayrıca yorum yapabilirsiniz. posta adresim : remzi206@gmail.com
*Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. Hz. Ali (r.a)

20 Mayıs 2014 Salı

Dünyamızdaki dikkat çeken yasaklar...

Kanunlar, sosyal düzeni korumak için yapılır. Bu şekilde sosyal düzen sağlanır fakat öylesine garip kanun çıkaran ülkeler vardır ki şaşırır kalırsınız.

*Fransa, Ketçap yasağı ;
Fransızlar, Fransız mutfağının fast food ile özgünlüğünü ve kalitesini kaybettiğine inanıyorlar. Özellikle son yıllarda gençler arasında çok sık kullanılan ketçap, domates soslarına olan ilgiyi azalttı. Bunun üzerine çıkan kanun ile, okul kafeteryalarında ketçap yasaklandı.

*Çin, Zaman yolculuğu yasağı ;
Zaman yolculuğu henüz icat edilmediğinden bu yasak, TV şovları, kitaplar ve filmleri ile yasaklanmıştır. Çin bu konunun geçtiği her şeyi yasaklamakta ve sansürlemektedir. Sebebine gelinde, halkın olmayan bir hayale inanmasını engellemektir.

*Kanada, Bebek yürüteci yasağı ;
2004 yılında ülkede çıkan kanun ile bebek yürüteci satmak ve kullanmak yasaktır. Bunun nedeni, bebeklerin kendiliklerinden yürümeyi öğrenmeleri gerektiğine inanmaktır. Bu kanun çıkmadan önce çok ciddi araştırmalar yapılmıştır.

*İsveç, Şaplak atmak ;
İsveç, annelere getirdiği bir kanun ile şaplak atmayı yasaklayarak dünyada annelere koyulan ilk yasağı yaptı. Tüm okullarda ve evlerde şaplak atmak İsveç’te yasaktır.

*Singapur, Sakız çiğnemek ;
1992 yılında Singapur’da sakız çiğnemek yasaklandı. Yasa, sokaklar ve halka açık yerlerde sakız çiğneyenlere ciddi cezalar getiriyor. Fakat, pek çok metro istasyonunda metro kapılarına yapıştırılan sakızlar nedeni ile şehirde metro sisteminde gecikmeler yaşanmaktadır. Bu da halkın kanuna itiraz ettiğini göstermektedir.

*Malezya, Sarı renk giymek ;
2011 yılında Malezya hükümeti, aktivist bir renk olduğunu söyleyerek sarı renk giymeyi yasaklamıştır. Fakat, sarı renk Malezya’da kraliyetin rengi aynı zamanda çok da popüler bir renktir. Bu nedenle, garip bir kanun olarak tarihe geçmiştir. Sadece kazak ya da giyim değil, şapka, kemer gibi aksesuarlarda bile sarı renk yasaktır.

*Çin, Avatar filmi yasağı ;
James Cameron’un Avatar filmi Çin’de yasaktır. Bu filmin emperyalist bir güce karşı yerli nüfusun isyanını anlatması nedeni ile Çin hükümetini rahatsız ettiği düşünülür.

*Suudi Arabistan, Sevgililer günü yasağı ;
İslami inançlara göre sevgililer günü kutlamanın günah olduğunu düşünen Suudi’ler sevgililer gününü yasaklamıştır. Çiçek almak, kırmızı renk şiddetli cezaları beraberinde getirmektedir.

*Rusya, Emo stil yasağı ;
Rusya’da okullarda ve gençler arasında, hükümet binalarında ve kamusal alanlarda Emo stil giyinmek yasaktır. Rus hükümeti, anti sosyal davranışlar, depresyon, intihara teşvik gibi çeşitli sorunların bu stil ile oluştuğuna inanıyor. 2008 yılında çıkan kanun ile, Gotik ve Emo stil kıyafet ve tarz yanı sıra müzikler bile yasaklanmıştır.

*Suudi Arabistan, Kadınların araba kullanma yasağı ;
Dünyada kadınların araba kullanamayacağı hakkında tek kanun Suudi Arabistan’da çıkarılmıştır. Bu kanun ile kadınlar araba kullanamazlar. İşin ilginç yanı, bu kanun İslam dini nedeni ile çıkarılmıştır denilir.

31 Ağustos 2012 Cuma


İnternete Koyduğunuz Resimlerden Adresinizin Bulunabileceğini Biliyormuydunuz !


Exif (exchangeable image file format), yani değişebilir görüntü dosyası biçimidir. Neredeyse her marka dijital fotoğraf makinesi ve akıllı cep telefonu tarafından çekilen görüntülerin içine enstantane, diyafram, pozlama, fotoğraf makinesi markası ve modeli gibi teknik bilgilerin gömülmesini sağlayan, bir resim verisi tanımlama birimidir. Son yıllarda bu bilgilerin arasına resmin çekildiği coğrafi konum bilgisi de eklenmiş durumda. Yani resmi çektiğiniz yerin koordinatları resmin exif bilgilerine siz farkına varmadan anında eklenmektedir.

Özellikle son yıllarda sosyal medyaların ve ağların kullanımının artmasıyla beraber bu tür mecralarda paylaşılan video, resim ve içerik sayısında da inanılmaz artışlar yaşandı ve sürekli yaşanmaya da devam ediyor. İnsanların interneti bir kendini ifade ortamı olarak gördüğü ve gizlilikten endişe duymadığı sürece her türlü kişisel verisini sanal aleme aktarmaya devam edecektir.

Peki Bu Nasıl Oluyor?
Cep telefonları (özellikle akıllı mobil cihazlar) ile çekilen resimler anında şebeke üzerindeki hızlı internet bağlantısıyla (3g) sosyal medyalardaki hesaplara aktarılıyor, arkadaşlarla paylaşılıyor... Bununla gelen sosyal medyaların etkisiyle beraber son yıllarda çok popüler olan coğrafi konum bildirme ve paylaşma (geolocation, geocoding, geotagging) ile birlikte dijital fotoğraf makineleri ve cep telefonları çekilen her resme, o resmin nerede çekildiğine dair çok detaylı coğrafi konum koordinatlarını işlemektedir. Bunları internete yüklediğiniz andan itibaren, fotoğraf servisleri otomatik olarak bu resimlerin EXIF meta bilgilerine erişebiliyor. Ve koyduğunuz resme bağlı coğrafi konum bilgilerini veritabanlarına ekliyorlar. Bunun yanında Twitter profilinize ve Facebook resimlerinize doğrudan eklenen resimlerin EXIF bilgilerine çok ama çok kolay bir şekilde erişilebiliyor.

Herhangi bir resim düzenleme veya görüntüleme programı ile hasımlarınız, sizi takip edenler veya hırsızlar tarafından resmin nerde çekildiğine dair EXIF coğrafi konumları elde edilip; Google Maps veyahut Google Earth benzeri araçların yardımı ile koordinatlar girilerek resmi çektiğiniz yerin (eviniz olabilir) saniyeler içersinde adresi karşı tarafın eline geçmiş oluyor.

Ne Tür Sıkıntılar Doğabilir?
Günümüzde size düşman mı yok! Çocuklarınız birilerinin çok dikkatini çekmiş olabilir. Yerlerinin öğrenilmesi için internete koyduğunuz resimlere bakılması yeterli. Elle koyulmuş gibi çocuklarınıza ulaşılabilir. Hırsızlar rastgele aramalarla evinizi keşfedip gelip soyabilir. Burada anlatılamayacak ve psikopat kişiliklerin aklına gelebilecek daha neler neler.

Ne Yapmalı?
1. Evinizin dış veya iç resimlerini kesinlikle internette paylaşmayın. Evin içersindeki herhangi bir nesneyi bile çekmeniz, yerinizin tespiti için yeterlidir.
2. Çocuklarınızın resimlerini hiçbir şekilde internette paylaşmayın.
3. Cep telefonu ile resim çekip bunları yine cep telefonunun internet bağlantısı ile doğrudan sosyal medyalara yollamayın.
4. Eğer illaki resimlerinizi internete taşımak istiyorsanız; aşağıda verdiğimiz programları indirip, resimlerinizin EXIF bilgilerini komple temizleyip internet ortamına öyle aktarın. Tabi aktarırken de, mobil cihazınızın veya yükleme yaptığınız servisin konum ekleme özelliğini iptal ediniz.

EXIF Bilgilerini Temizleyebilen Programlar
JPEG & PNG Stripper
BatchPurifier LITE
Exif Tag Remover

İnternet ortamı, hiçbir zaman kişisel bilgilerinizi rahat rahat paylaşabileceğiniz bir ortam olmamıştır ve de olmayacaktır. Her zaman için teknik ayrıntılara dikkat edip ve güvenlik önlemlerini olabildiğince alıp interneti öyle kullanmak gerekir.

Meraklılarına konuyla ilgili bakabilecekleri adres
http://en.wikipedia.org/wiki/Exchangeable_image_file_format

22 Ağustos 2011 Pazartesi

POlislere göre, Alex'te şüpheli!


Polis soruşturmasına göre Alex, vatandaşlarına şike ve teşvik amaçlı olarak telefonla ulaşıp, bağlantı sağlıyor.

TOYGUN ATİLLA'nın haberi

Savcı, iddiaları dikkate alırsa sambacıyı ifadeye çağıracak.ŞİKE soruşturmasını yürüten İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün hazırladığı
ve savcılığa gönderdiği fezlekeye göre, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım suç örgütü lideri, yönetim kurulu üyeleri ise Yıldırım’ın talimatı ile yönettiği
suç örgütünün elemanları olarak yer aldı. 800 sayfalık fezlekede, Aziz Yıldırım’ın bu suç örgütünü İlhan Ekşioğlu ve Şekip Mosturoğlu ile birlikte yönettiği
de iddia edildi.Polise göre Fenerbahçe Kaptanı Alex de şüpheli konumunda. Brezilyalı yıldızın, Trabzonspor-Bursaspor maçı öncesi bordo mavililerin golcüsü
Jaja ve yine Bursasporlu Gökçek Vederson’a şike ve teşvik amaçlı olarak telefonla ulaşıp, bağlantı kurmaya çalıştığı öne sürülüyor. Polisin değerlendirmesine
göre savcı da iddiaları dikkate alırsa Alex’i ifadeye çağıracak.

Olay F.Bahçe’ye nasıl uzandı

İddialara göre iki suç örgütü lideri bulunuyor. Bunlar Olgun Peker ve Aziz Yıldırım. Fezlekenin ilk bölümünde şike soruşturmasının Giresunspor, Olgun Peker
ve grubuna yönelik iddialar ve eylemler yer alıyor. Fezlekenin 274. sayfasında ise operasyonun içine Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım’ın nasıl dahil olduğu
şöyle açıklanıyor: “Giresunspor’un transfer yasağını kaldırmak için Olgun Peker ile Mahmut Özgener’in yaptığı görüşmeler sırasında, Mahmut Özgener’in Aziz
Yıldırım ile çıkar ilişkisine girdiği, Fenerbahçe’nin maçlarını yönetecek hakemlerin Fenerbahçe aleyhine karar vermemesi, hakem ayarlaması yapmaya çalışıldığı
anlaşılmış ve bunun üzerine Aziz Yıldırım hakkında adli çalışmalara başlanmıştır.”

Başkan Yıldırım ve adamları

Fezlekenin 275. sayfasında Aziz Yıldırım’ı suç örgütü lideri Fenerbahçe Kulübü’nün yöneticilerini ise suç örgütünün elemanları olarak gösteren ağır ifadeler
yer alıyor. Aynı bölümde Fenerbahçe Kulübü’nün seçilmiş yönetim kurulu üyeleri, “Aziz Yıldırım’ın etrafına topladığı şahıslar” olarak nitelendirildi. Bu
bölüm, polis tarafından şöyle anlatıldı:

“Aziz Yıldırım’ın, Olgun Peker ile irtibatı olmasına rağmen, suç örgütü bünyesinde yer almadığı, etrafına topladığı şahıslarla kendi liderliğinde ayrı bir
yapılanma içine girdiği, suç örgütünü İlhan Ekşioğlu ve Şekip Mosturoğlu ile beraber yönettiği, bu yapılanmayla Fenerbahçe’nin oynayacağı veya Fenerbahçe’nin
ligdeki sıralamasını olumsuz etkileyebilecek müsabakalarla ilgili şike ve teşvik faaliyetlerini yürüttüğü, şahıslar arasındaki ilişkilerden çok, Aziz Yıldırım’ın
legal ve illegal her türlü talimatlarını nedeniyle suç örgütü lideri ve elemanı arasındaki ilişkinin var olduğu görülmüştür.”

ŞİKE VE TEŞVİK EYLEMLERİNE KONU MAÇLAR

1- Manisaspor-Trabzonspor: Şüpheliler: Aziz Yıldırım, İlhan Ekşioğlu, Taner Yelkovan, Serkan Acar, Semih Özsoy, Hikmet Karaman ve Cemil Turan.

2- Fenerbahçe-Kasımpaşa: Şüpheliler: Aziz Yıldırım, Cemil Turan, İlhan Ekşioğlu, Taner Yelkovan.

3- Kayserispor-Manisaspor: Şüpheliler: Aziz Yıldırım, Doğan Ercan, İlhan Ekşioğlu, Önder Turacı.

4- Beşiktaş-Trabzonspor: Şüpheliler: Aziz Yıldırım, Ali Kıratlı, Serkan Balcı, Yusuf Turanlı, İlhan Ekşioğlu.

5- Eskişehirspor-Fenerbahçe: Şüpheliler: Aziz Yıldırım, Ali Kıratlı, Ali Yıldırım, Mustafa Anlı, Şükrü Öngen, Sami Dinç, Levent Kızıl, Bülent Uygun, Sezer
Öztürk, Ümit Karan.

6- Trabzonspor-Bursaspor: Şüpheliler: Aziz Yıldırım, Ali Kıratlı, Ali Yıldırım, Gökçek Vederson, Hasan Çetinkaya, İlhan Ekşioğlu, Alex, Sercan Yıldırım.

7- Eskişehirspor-Trabzonspor: Şüpheliler: Aziz Yıldırım, Şekip Mosturoğlu, Ümit Karan, Sezer Öztürk, Bülent Uygun, Ali Kıratlı, Sami Dinç, Zafer Tüzün,
Şükrü Ongun, Taner Yelkovan.

8- Bucaspor-Fenerbahçe: Şüpheliler: Aziz Yıldırım, Ali Kıratlı, Ahmet Çelebi, Cemil Turhan, Özlem Doğan, Mecnun Otyakmaz, İlhan Ekşioğlu, Bülent İşçen,
Abdullah Başak, Bülent Uygun, Fazıl Özdemir, Musa Aydın.

DİĞER MAÇLAR İSE ŞÖYLE:

F.Bahçe-İstanbul BŞB, Karabükspor-Fenerbahçe, Fenerbahçe-Ankaragücü, Trabzon-İstanbul BŞB, Sivas-Fenerbahçe.

F.Bahçe’nin suçlandığı 9 madde

POLİS fezlekesinde Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe için iddia edilen suçlamalar ise şöyle sıralanmış:

* Fenerbahçe şampiyon olursa yayın gelirleri artıyor.

* Örgüt içinde hiyerarşik yapı var.

* Yönetimi Aziz Yıldırım’ın bırakmaması ile suç örgütünün sürekliliği sağlanıyor.

* Aziz Yıldırım, İlhan Ekşioğlu ve Şekip Mosturoğlu ekonomik çıkar elde ediyor.

* Fenerbahçe’nin büyük takım olması kullanılıyor.

* Aziz Yıldırım, İbrahim İşcen’i korkutucu güç olarak kullanıyor.

* Mecnun Otyakmaz aynı örgüt içinde hareket ediyor.

* Diğer tüm organize suç örgütlerinde olduğu gibi bu örgütün de adliyelerde bağlantıları var.

* Danıştay ve Yargıtay üyelerine yemek, Hakim ve savcılara forma veriyorlar.

İşte fezlekedeki şike organizasyonunun şeması

POLİS fezlekesinin bir bölümünü de şike organizasyonun şeması oluşturdu. 7 ana başlık ve bunlara ait alt başlıkların yer aldığı şikenin organizasyon şeması
fezlekeye şöyle yansıdı...

1- Peker Grubu: Mecnun Otyakmaz, Bülent İşcen, Ali Kıratlı, Yusuf Turanlı, Abdullah Başak.

2- Federasyon: Mahmut Özgener destek veriyor. Kulüplere usulsüz para aktarılıyor ve bu para kulüpler tarafından şike parası olarak dağıtılıyor. Tahkim Kurulu
ve PFDK’ya örgüt lehine müdahale ediliyor ve bazı hakemler bu şekilde baskı altına alınıyor.

3- Örgüt Yapısı: a) Genel Yapı, b) Bu örgütün, Sedat Peker liderliğindeki örgütle bağlantısı, c) Basın organları üzerindeki etkinlik, d) Almanya merkezli
şikeyi örgüt lehine etkileme çalışmaları, e) Çalışmaya karşı koyma, f) Şikeyi yürüten örgüt üyelerine para dağıtımı.

4- Örgütün TFF üzerindeki etkileri: a) Federasyon ve suç örgütü ilişkisi, b) Hakemler, c) Usulsüz para aktarma, d) PFDK ve Tahkim Kurulu kararlarına müdahale

5-Şike ve Teşvik Eylemleri: a) 6222 sayılı kanundan önceki eylemler, b) 6222 sayılı kanundan sonraki eylemler, c) Örgütün şike ve teşvik girişimleri.

6- Futbol müsabakalarına sporda şiddet yasalarına aykırı bir şekilde taraftar sokma.

7- Örgütün diğer suç faaliyetleri.

ŞİKE VE TEŞVİK GİRİŞİMİ OLDUĞU ÖNE SÜRÜLEN MAÇLAR

* 18 Mart 2011’de oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçı polis fezlekesinde bu kapsamda yer alan bir maç olarak sunulmuş. Ali Yıldırım ve İlhan Ekşioğlu arasında
geçen telefon görüşmesindeki, “Bu hafta hallet” ifadesi ise bu maçla ilgili yapılan bir değerlendirme olarak fezlekede yerini bulmuş.

* 10 Nisan 2011’de Galatasaray-Trabzonspor arasında oynanan maçda fezlekede “Şike ve Teşvik Girişimleri” olduğu öne sürülen maçlar arasında yer alıyor.

* Fezlekede yer alan “Örgütün diğer eylemleri” başlığı ile sunulan bölümde ise Ahmet Çakar’ın tehdit edilmesi, Leyla Gasimova ve İbrahim Hacıosmanoğlu’nun
araştırılması yer alıyor.

HAKEM ATAMALARINA MÜDAHALE VE BASKI

1-20 Şubat 2011 Beşiktaş-Fenerbahçe: Israrla Cüneyt Çakır’ın maçı yönetmesi için TFF’ye baskı yapıldığı öne sürülüyor.

BASKI YAPILAN MAÇLAR

* 1- 3 Nisan 2011 - Fenerbahçe-Bucaspor: TFF yetkililerine baskı suçlaması. Tek şüpheli Aziz Yıldırım.

* 2- 16 Nisan 2011 - Fenerbahçe-Gaziantepspor: Suçlama: Devre arasında hakem Hüseyin Göçek’in tehdit edilmesi ve konuyla ilgili tahkim kuruluna müdahale.
Şüpheliler: Tanju Güvendiren, Tolga Aytöre, Suat Sarı, Yunus Egemenoğlu, Murat Özaydınlı, Sami Dinç, Mümtaz Karakaya, Şekip Mosturoğlu, Mahmut Özgener
ve Aziz Yıldırım.

21 Temmuz 2011 Perşembe

Batmaz denilen Titanik'te Türkler de öldü iddiası :

1912'de bir faciayla sonuçlanan tüm zamanların en ünlü gemisi Titanik'te hayatını kaybeden bin 517 kişin arasında Türklerin de olduğu iddia edild
Almanya'da yaşayan Türk Gazeteci ve Araştırmacı Şenol Şahin Çörekçi, bir faciayla sonuçlanan tüm zamanların en ünlü gemisi Titanik'te hayatını kaybeden
Türkler olduğunu ileri sürdü. Çörekçi, bu konunun Avrupalı araştırmacılarca bilindiğini, ancak Türk bilim adamlarının bu konuyu çok fazla bilmediklerini
söyledi.

Şenol Şahin Çörekçi, AA muhabirine yaptığı açıklamada 1986 yılında gurbetçi olarak gittiği Almanya'da, çalışan Türkler başta olmak üzere Türk-Alman ilişkileriyle
ilgili araştırmalar yaptığını söyledi.

Berlin Kreuzberg Amerikanische Gedenkbibliothek Kütüphanesi'nde bu çalışmalar kapsamında incelemelerde bulunduğu sırada Titanik adlı geminin batması sırasında
ölen Türklerle ilgili yeni bilgilere ulaştığını anlatan Çörekçi, konuyla ilgili Türkçe'ye tercüme edilmemiş birçok Almanca ve İngilizce kaynağı taradığını
anlattı.

Titanik'te ölen Türklerle ilgili bilgilerin yer aldığı ''Königin der Meer'' (Denizlerin Kraliçesi) adlı kitapta Titanik'te yolculuğa çıkan ve faciada ölen
Türk uyruklu Ermeni vatandaşların listeleri ile Türk mühendis ve işçiler tarafından yapıldığı bildirilen elektrikli Türk hamamı resimlerinin yer aldığını
anlatan Çörekçi, şöyle devam etti:

''Kitapta geminin yapımı, yolculuğu ve batışıyla ilgili çok geniş bilgiler ve resimler yer alıyor. Kitapta gemi inşaatında çalışan işçilerle ilgili bilgilerin
yanı sıra Türk hamamıyla ilgili detaylı resim ve açıklamalar var. Bu kitabın Türk araştırmacılar tarafından çok fazla bilindiğini sanmıyorum. Bu kaynağa
ve bilgilere tesadüfen ulaştım. Titanik'te ölen Türklerle ilgili ciddi araştırmaların yapılması gerekiyor. Amacım, Titanik'te ölen Türk vatandaşları da
anılsın. Her yıl Titanik'te ölen çeşitli ülke vatandaşları anılıyor.''

TÜRK HAMAMINA GİREN KADININ GÜNLÜĞÜ

Kitapta Türk hamamına giren ve muhtemelen faciadan kurtulan bir kadına ait günlükten bölümlerin de yer aldığını da anlatan Çörekçi, ''1 dolarlık hamama
giriş biletinde faciadan bir gün önce kadının hamama girdiği anlaşılıyor. Kadın günlüğünde ilk kez bir hamam gördüğü ve çok ilginç geldiğinden bahsediyor''
diye konuştu.

Çörekçi, kitapta Titanik'in inşaatında 15 bin işçinin çalıştığının belirtildiğine de dikkati çekerek, ''Bunlar arasında çalışan Türklerin isimlerin mutlaka
belirlenmeli. Titanik'te ölen Türklerle ilgili ciddi araştırmaların yapılması gerekiyor'' diye konuştu.

Kitapta yer alan belge ve resimlere göre, Türk Hamamı'nın makine dairesinin hemen üstünde ve geminin tabanındaki lüks yolcu kamaralarının bulunduğu bölümünde
yer aldığını belirten Çörekçi, ''Türklerin Titanik'in inşasında çalıştığı kamuoyunda bilinen bir durumdu. Ancak ben Titanik'in inşasında bir avuç Türk
değil de yüzlercesinin çalıştığını, hatta bu Türklerin gemi içesine bir Türk hamamı inşa ettiklerini ve Türk Hamamı'nın birinci sınıf yolcular için yapıldığını
yeni öğrendim'' diye konuştu.

Hamamın yapımı için Türkiye'den o dönemde mühendis ve işçilerin İrlanda'ya gitmiş olabileceklerini belirten Çörekçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

''1909 yılında başlanan Titanik'in inşası, 3 yıl sürdü. Burada Türklerin Titanik'in inşasında rol aldıklarını ve çalıştıklarını kesin bir şekilde öğrenmiş
olduk. Titanik'te yapılan hamamın ise dünyanın ilk elektrikli Türk hamamı olduğunu öğreniyoruz. Lüks bir hamam. Burada da büyük olasılıkla Türk hamamcıların
çalıştığını görüyoruz. Çünkü bu dönemde hamam kültürünü Türkler yoğun bir şekilde yaşatıyor. Kaynakta 'Das Türkishe Bad' şeklinde bir bölüm yer alıyor.
Titanik'in batmasından sonra yayınlanan ölüm listelerinde Osmanlı kimliği taşıyan yolcu isimlerine rastlıyoruz. Ermeni asıllı Türk yolcular bunlar. Benim
elimde bunların 6'sının ismi var. Ancak listede yer almayan Türk çalışanlar olduğunu biliyoruz. Bunların Trabzon başta olmak üzere Türkiye'nin kıyı bölgelerinden
giden Türkler oldukları sanılıyor. Ancak listede isimleri görülmüyor. Bizler ancak açıklanan listeleri biliyoruz.''

Titanik'teki hamamın Avrupalı araştırmacılarca bilindiğine işaret eden Çörekçi, Türk bilimadamları ve araştırmacıların bu konuyu çok fazla bilmediklerini
sözlerine ekledi.

A.Ü TARİH BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. ORAL

Akdeniz Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Oral, Titanik'te bir Türk hamamı olduğu bilgisinin Türk kamuoyunca bilinmediğini söyledi.
Kendisinin de Şenol Şahin Çörekçi'nin araştırmaları sonucu bunu öğrendiğini ifade eden Oral, internet ortamında konuyla ilgili bazı bilgilerin yer aldığını,
ancak bunların kaynaklarının mevcut olmaması nedeniyle bilimsel olarak kabul görmediğini bildirdi.

Titanik'in yapımından batışına kadar Türklerin etkin konumda bulunduklarının bilindiğini ancak bunları gösterir belgelerin henüz ortaya çıkarılmadığını
da belirten Oral, ''Titanik'te Türk işçilerin çalıştığı biliniyordu ancak bu kayıtlı bir bilgi değildi. Adına filmler çevrilmiş, kitaplar yazılmış bir
olayda Türklerin de bariz bir şekilde görülmesi bizim açımızdan sevindirici. Bu konu araştırılması gereken bir çalışma'' dedi.

''BATMAZ'' DENİLEN GEMİ

White Star Line şirketinin sahibi olduğu Olympic sınıfı bir yolcu gemisi olan Titanik, Harland and Wolff (Belfast, İrlanda) tersanelerinde üretildi. 14
Nisan 1912 gecesi daha ilk seferinde bir buz dağına çarpmış ve iki saat kırk dakika içinde Kuzey Atlantik'in buzlu sularına gömülmüştü. Titanik, 1912'de
yapımı tamamlandığında dünyadaki en büyük buharlı yolcu gemisiydi. Batışı bin 517 kişinin ölümüyle sonuçlandı ve dünya savaşları dışındaki en büyük deniz
felaketlerinden biri olarak tarihe geçti.

Titanik'te, dönemin en ileri teknolojileri kullanılmıştı. Birçok insan tarafından ''Batmaz'' denilen geminin bu derece ileri teknoloji ve eğitimli mürettebata
rağmen batışı bir çok insanı şoka sokmuştu. Titanik'in batışı ve içerisinde yer alan ünlü isimler nedeniyle medya tarafından sürekli gündeme getirilmiş
ve Titanik'le ilgili çok sayıda film çekilmişti.

Amerikan donanmasından emekli Robert Ballard'ın gemi enkazını 1985'de bulması Titanik'in ününe olan ilgiyi artırmış ve bu ilginin günümüze kadar devam etmesini
sağlamıştı.

aa

1 Ağustos 2010 Pazar

Dünya'ya yaklaşan asteroid tehdit ediyor !

Gökay Özbudakİnsanlığı bekleyen büyük tehlike, Dünya'ya hızla yaklaşıyor. İşte gezegenimize gelen cisim...


Tehlikeli bir şekilde yaklaşıyor...

Dünya'ya yaklaşan bir astreoid, 4.5 milyarlık gezegeni tehdit ediyor. NASA ve Avrupa'daki birkaç üniversitenin hesaplarına göre 2182 yılında Dünya'ya büyük bir asteroit çarpabilir. Bu haberin daha kötü tarafı ise, asteroitin yönünün en geç 2080 yılında saptırılması gerekiyor.

Çapı 560 m olan asteroit 1999 yılında keşfedilmişti. Araştırma ekibinin söylediklerine göre de asteroidin yönünün saptırılması oldukça güç ve bu konuda kullanılacak teknolojiler oldukça kısıtlı. Bunun nedeni ise asteroidin değişken yörüngesi.

2060 ve 2080 yılları arasında Dünya'ya oldukça yaklaşacak olan asteroidin, 2162 ile 2182 yılları arasında çarpması bekleniyor. Yine araştırma ekibinin söylediklerine göre; 2080 yılında mutlaka etkileşime girilmesi gereken asteroidin yönü , 2060 yılından önce daha da rahat bir şekilde saptırılabilir.

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Mardin'in Midyat ilçesinde yaşayanlar mevlit okuttu... Buraya kadar herşey normal ama...


Mardin'in Midyat İlçesi'ne bağlı Habsunnes Köyü'nde oturan ve geçen yıl hayranı oldukları Michael Jackson için gıyabında cenaze namazı kılan Mıhellemiler, Mıhellemice, Kürtçe, Türkçe, Arapça ve İngilizce kaside ve ilahilerin yer aldığı mevlit okuttu.

Habsunnes Köyü'nde bulunan ‘Mıhellemi Dinler, Diller ve Medeniyetler Arası Diyalog Derneği' tarafından organize edilen ve 1 hafta süren anma etkinliğinin son gününde Michael Jackson için okutulan mevlite 1000 kişi katıldı.

Geçen yıl 26 Haziran'da yaşamını yitiren Michael Jackson'u anmak için Mardin’in Midyat İlçesine bağlı Habsunnes Köyü'nde bulunan dernek tarafından düzenlenen anma etkinliği 1 hafta sürdü.

Etkinliklere katılanlara Michael Jackson’un ‘Ay yürüyüşü' hareketinin basılı olduğu tişörtler dağıtıldı, dernek binasında Jackson’un beğenilen slow şarkıları eşliğinde, yaşamını anlatan sinevizyon gösterisi yapıldı. Son günde Mıhellemice, Kürtçe, Türkçe, Arapça ve İngilizce mevlit okutuldu. Yaklaşık 1000 kişinin katıldığı mevlide katılanlara üzerinde Türkçe, ‘Allah Seni Korusun', ‘Seni asla unutmayacağız', İngilizce ‘God be with you', Kürtçe ‘Em te jı bir nakin' ve Arapça ‘Allah ikun meık' yazıları bulunan tişörtler dağıtıldı.

Mevlit kapsamında 3 keçi ve 5 koyun kesilip, misafirlere yöresel yemekler ikram edilirken, Mevlitli anma etkinlikleri Michael Jackson’un danslarını içeren konseri ile sona erdi.

Mıhellemi Derneği Başkanı Mehmet Ali Aslan, Michael Jackson için 1 hafta süren anma etkinlikleri düzenlediklerini söyledi. Aslan, bu etkinliğin insanlığın onur ve şerefini yüceltmek ve bunun üzerinden tüm insanlığa evrensel mesajlar iletmeyi amaçladığını belirterek şöyle dedi:

“Yüzlerce kişinin katıldığı anma etkinliğinde 5 dilde mevlit okutuldu. Mevlit etkinliğinin kalıcı olması için geçtiğimiz günlerde yaklaşık 20 STK destek açıklamasında bulundu. Halkımızdan gelen yoğun istek üzerine mevlidin gelenekselleştirilmesi ve anıtının dikilmesini kararlaştırdık. Anıtını önümüzdeki aylarda dernek binamızın bulunduğu köyde yapacağız. Jackson’un evrensel müzik yapması ve dünyadaki bütün sanatseverleri etkilemesi ve kendisinin Mıhellemi damadı olması bu halkın, bu derneğin ona daha çok önem vermesine ve bu mevlidi düzenlememize neden olmuştur. Bundan dolayı bizler Michael’ı anıyor ve bütün hayranlarıyla ortak duyguları paylaştığımızı herkesin bilmesini istiyoruz.” İngilizce Mevlidi okuyan katılımcılardan Yaman Demirci de, “Kültür, dil ve inançların bir arada yaşadığı Midyat’ta Jackson’u anıyor olmanın tatlı keyfini yaşıyoruz. Anma etkinliğinde bir kez daha gördük ki medeniyetler farklılıklarıyla bir arada yaşayabiliyor. Mevlit etkinliğini gerçekleştiren Mıhellemi Derneği, medeniyetler arası diyaloga katkı sağlama noktasında önemli işler başarmıştır. Dünyanın öte tarafında yaşamış ve muhtemelen yaşarken buraları aklından hiç geçirmemiş olan Jackson’u Midyat’ta anılıyor olması önemli bir olaydır” dedi.

Jackson’un ölümünden dolayı üzüldüklerini ifade eden Mahsum Karlıbayır da, “Michael Jackson'un şu an aramızda olmasını çok isterdik. Hayranları olarak düzenlediğimiz mevlitte hepimiz toplandık. Jackson’u yaşarken göremedik. İnşallah mezarı başında onu dualarımızla anmak ve ilk fırsatta Amerika’daki kabrini görmek istiyoruz” dedi.

31 Mayıs 2010 Pazartesi

2050′de hayatımızda olmayacak şeyler !

Posted on Pazar, Mayıs 30, 2010 in Bilgi Dağarcığı
Avustralyalı ‘gelecek bilimciler’ Richard Watson ve Ross Dawson, 2050 yılına kadar yok olması muhtemel ‘şey’leri gösteren bir çizelge hazırladı.
Buna göre, gelecek yıl kül tablası, 2016′da ise bilgisayar fareleri ve emeklilik tarihe karışacak. Bu tahminlerin gerçekleşmesi zor gibi görünebilir ama onlar “Lütfen bu çizelgede kusur aramayın” diyor.

Türkiye’de pek yararlanılmasalar da fütüristler, yani gelecek bilimcileri, pek çok önemli şirkete danışmanlık hizmeti vererek, işlerin sürdürülebilirliğini sağlamak konusunda önemli roller üstleniyorlar.

Onların işi, insanların değişen ihtiyaçlarını, yaşam biçimlerini, savaş, terör, doğal afet gibi olayların yarattığı etkileri değerlendirip, bunların muhtemel sonuçlarını gözeterek bir gelecek haritası çizmek.

Richard Watson ve Ross Dawson, ‘Tükeniş Çizelgesi’ni hazırlamaya (Extinction Timeline) 1950 senesinde başlamış. Çizelgeye göre, özel hayatımızı 1990′ların ortalarında, umudu ve dürüstlüğü ise 2000′lerin başında yitirdik.

Gelecek bilimcilere göre, yine 2000′lerin başında şu meşhur İsveç Çakısı da tarihe karıştı. “Dürüstlük tamam, umut belki ama İsveç Çakısı’na hálá ihtiyacımız var” diyenlere ise İkiz Kuleler’in bombalanışını hatırlatıyor Watson ve Ross. İsveç Çakısı, 11 Eylül 2001′den sonra yavaş yavaş cepten çıkıp evde kalmaya başladı ve asıl amacından uzaklaşan varlığı anlamsızlaştı.

İşte 2050′de olmayacaklar listesi

Ross Dawson ve Richard Watson’a göre ‘kavramlar’, ‘şey’ler ve onların son kullanma tarihleri…

2012: Dial-up internet erişimi

2013: Faks makinesi

2014: Kaybolmak

2016: Emeklilik, ‘gay’ barlar, bilgisayar faresi

2020: Telif hakları

2022: Bloglar, imla kuralları, Maldivler

2023: Çalışılmayan hafta sonları, Paris Hilton

2024: Masaüstü bilgisayar, AM radyo

2025: Parasız otobanlar

2026: Öğle yemeği, FM radyo, samimiyet, kırışıklıklar

2030: Anahtar, çocukluk dönemi, realite televizyonu

2033: Bozuk para

2034: Ucuz seyahat, Bangladeş

2035: Orta sınıf, petrol, spam, Aborijinler, Microsoft

2036: Petrolle çalışan araçlar, bağımlılık

2037: Buzullar, doğal yollarla çocuk sahibi olma

2038: Sükûnet

2039: “Özür dilerim”, Avrupa Birliği

2040: Cüzdan, halka açık bedava yerler, karbon emisyonu, kağıt para, sağırlık

2042: Kravat

2044: Gelecek bilimciler

2049: Google, körlük

2050′den sonra: Estetik ameliyat, fiziksel acı, çirkinlik, ölüm